Ara
Paris 06 95 84 42 81 | Lyon 07 68 47 15 91 | Alpes 06 70 59 49 17 | Doğu 06 09 92 55 41 | Güneybatı 07 81 35 15 11 | Güney 06 20 55 00 18

Kabe, Mekke’de Mescid-i Haram’ın ortasında yer alır. Kabe, dört köşeli, küp demektir. Kur’an-ı Kerim’de “Beytullah” (Allah’ın Evi), “el Beytül’l –Atik” (en eski ev), “el- Beytül-Mamur”, “el-Beytül Haram” (korunmuş ev) gibi isimlerle adlandırılır. Ayrıca, yüce tutulan anlamında “Kabe-i Muazzama” da denir. Kabe 14 m. yükseklikte, köşeden köşeye de 15 m. kadar ayrı ayrı ölçülerde genişliğe sahiptir.

Kabe’nin Rükünleri:
Kabe’nin her bir köşesi 4 ayrı coğrafi yönü gösterir. Bunlardan:

Doğu yönünü gösteren köşe Rükn’ül Hacer’ül-Esved, Kuzey yönünü gösteren köşe Rükn-ül Iraki, batı yönünü gösteren köşe Rükn’üş-Şamı,
Güney yönünü gösteren köşe de Rükn’ül Yemani’dir.

Peygamberimiz, tavafa başlarken ve Hacer’ül-Esved’in her karşısına geldiğinde selamladığı gibi Rükn’ül-Yemaniyi’de selamlamıştır. Hz. İbrahim, Hz. İsmail ile Kabe’yi Hz. Adem’in attığı temeller üzerine iki kapılı ve üstü açık olarak inşa etmişti. Daha sonraları Kabe birçok kez tamir görmüş olup, bunların en önemlisi 605 yılında Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Hacer’ül Esved’i yerine koyarak Kureyş kabilelerinin tamirat çalışmalarındaki hakemlik yaptığı olay olmuştur.
Osmanlılar döneminde de, I. Ahmet ve IV. Murat zamanında önemli tamiratlar ve yenilikler yapılmış olup, en kapsamlı tamirat 1997’de yapılmıştır. Kabe 14 m. yüksekliğinde ve 1.25 m. kalınlığında duvarlarla örülüdür. Köşeden köşeye de 15 m. kadar da ayrı ölçülerde genişliği vardır. Kabe’nin içinde Rükn’ül Irakı köşesinde damına çıkılan bir merdiven, güney ve kuzey yönünde dizilmiş üç sütun mevcuttur.

Hacer’ül Esved:
Hacer’ül Esved, Kabe’nin doğusunda 1.15 m. yükseklikte, gümüş muhafaza içindedir. Hacer’lül Esved siyah taş anlamındadır. Hz. İbrahim Kabe’yi inşa ederken, tavafın başlangıcını belirlemek için onu Ebu Kubeys dağından getirerek buraya yerleştirmiştir. Hz. Ömer (ra): “Biliyorum ki, sen bir taşsın. Ne zarar, ne de fayda verirsin. Eğer ben, Rasulallah’ın sana dokunduğunu görmeseydim, sana
el sürüp öpmezdim.” 26 demiştir Hacer’ül Esved’i selamlamak, Allah’a verilmiş
olan sözü yenilemek anlamındadır. Ruhlar aleminde verilen söz burada yeniden sembolik olarak tazelenmiş olur.

Altınoluk (Mizab):
605 yılında Kureyş Kabilesi Kabe’yi inşa ederken tavandaki suyun akması için bir oluk koymuşlar, daha sonra Emevi halifelerinden I. Velid döneminde 96 ilk kez altınla kaplanmıştır. Osmanlı padişahları IV. Murat ve Abdulmecid tarafından altınoluk yenilenmiş, en son 1997’de değiştirilmiştir.

Mültezem:
Hacer’ül Esved ile Kabe kapısı arasındaki 2 metrelik yere mültezem denir. Sıkı sıkıya yapışılan anlamındadır. Hadislerde duaların kabul edildiği yer olarak bildirilmiş olup, Peygamberimizin mültezeme gelerek göğsünü, yüzünü ve ellerini oraya yapıştırarak dua ettiği rivayet edilmiştir.

Kabe Kapısı:
Hacer’ül Esved’e 2 m. uzaklıkta olup, yerden 1,90 m. yüksekliktedir. Kapının yüksekliği 3,10 m. olup, genişliği de 1,90 m.’dir. Hz. İbrahim Kabe’yi inşa ederken kapı yerini boş bırakıp, kapı takmamıştı. Kabe ilk yapıldığında şimdiki kapısının karşı duvarında da bir kapısı vardı. Kapıyı ilk kimin taktığı bilinmemekte olup, 605 yılında Kureyş tamir yaparken kapıyı teke indirmiş ve yerden 2 m. kadar yükseltmiştir. Kabe kapısı ilk kez Halife I.Velid tarafından altınla kaplatılmıştır vebirçok kez yenilenmiştir.

Kabe Örtüsü:
Kabe’ye örtü asma adeti Peygamberimiz döneminin öncesinde de görülmektedir. Bu zamana kadar da örtü kullanılmıştır. 1943 yılına kadar Osmanlı’nın kullandığı Kabe örtüsü kullanılmaktaydı. Şimdilerde ise Hudeybiye taraflarında özel bir fabrikada dokunmaktadır. Örtü 14 m. uzunluğunda olup, 48 parçadan oluşmaktadır. Kabe’nin 4 tarafını çevreleyen yukarı kısımdaki yazı kuşağına “hızam” denir. Uzunluğu 45 m.’yi bulmaktadır. Örtünün kendisi de yazılı olarak dokunmuştur. Bu yazılar altın ve gümüş teller kullanılarak yazılmaktadır.

Hicr:
Rüknü’ş Şami ve Rüknü’l Baki köşelerine yarım daire şeklinde 1,30 m. yüksekliğindeki duvarla örülü yerdir. Hicr-i İsmail adı da verilir. Burası önceleri Kabe’ye dahilken, 605 yılından itibaren Mekkeliler burayı Kabe’nin dışında tuttular. Bu alanın Kabe’den olduğu anlaşılsın diye burayı taş duvarla belirgin hale getirdiler. Hz. Aişe’den rivayet edilir ki: “Rasulullah (s.a.v.) beni elimden tutup Hicr’e soktu ve: “Kabe’ye girmeyi arzu edersen burada namaz kıl!” dedi.” (28) Bu rivayette Peygamberimiz (s.a.v.) Hicr’in Kabe’nin bir parçası olduğunu bildirmektedir. Onun için tavaf Hicr’i İsmail’in dışından yapılır.

Makam-i İbrahim:
Kabe’ye yaklaşık 15 m. kadar uzakta olup, Kabe’nin inşası sırasında Hz. İbrahim’in Kabe’nin duvarını örmek için üzerine çıkıp iskele gibi kullandığı, üzerinde İbrahim’in (a.s.) ayak izinin bulunduğu taştır. Önceleri Kabe’ye bitişikken, Kabe’yi engellediği için Hz. Ömer tarafından bugünkü yerine getirilmiştir.

Kura’n-ı Kerim’de:
“Biz, Beyt’i (Kabe’yi) insanlara toplanma mahalli ve güvenilir bir yer kıldık. Siz de İbrahim’in makamından bir namaz yeri edinin.” buyurulmaktadır.

Ayrıca:
“Orada apaçık nişaneler, İbrahim’in makamı vardır. Oraya girenler emniyette olur.” ifadelerinde iki yerde Makam-ı İbrahim’den bahsedilmektedir. Tavaf zamanı izdiham yoksa Makam-ı İbrahim’de namaz kılmak daha faziletlidir. Makam-ı İbrahim’in karşısında bulunduğunda ayağını hangi sağlam temellere basman gerektiğini ve İbrahimî duruşa çağlar ötesinden sahip çıktığını unutmamalısın!