Ara
Paris 06 95 84 42 81 | Lyon 07 68 47 15 91 | Alpes 06 70 59 49 17 | Doğu 06 09 92 55 41 | Güneybatı 07 81 35 15 11 | Güney 06 20 55 00 18

Hürmet edilmesi gereken bir yere ya da zamana girmek anlamına gelen ihram, bir kimsenin, Hac veya Umre ya da her ikisini yapmak niyetiyle, belirli zamanlarda helal olan bazı davranışları kendisine haram kılmasıdır. Normal zamanlarda helal olan bazı davranışlar ihramlı için yasak hale gelir. Hacının veya umrecinin ihrama niyetlendiğinde üzerine aldığı dikişsiz iki parçadan oluşan giysiye de ihram elbisesi denir.

İhramın farzları:
Hanefî Mezhebine göre ihramın iki farzı vardır:
Niyet etmek,
Telbiye getirmek.
1. Niyet etmek:
İhrama niyet, yapılacak olan ibadetin umre olduğunun kalben belirlenmesidir. Niyetin dil ile yapılması ise müstehabtır. İhrama, niyet ederek ve telbiye getirilerek girilir. Niyet ise;

“Allah’ım! Senin için Umre yapmak üzere ihrama girdim. Onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul buyur.”

diyerek yapılır.

2. Telbiye:
Emre icabet etmek anlamına gelen telbiye, “Lebbeyk“ diye başlayan şu cümlelerdir.

Ey Allah’ım, işte buradayım, buradayım. Buradayım; Senin ortağın yoktur, buradayım, buyur. Hamd, nimet ve mülk senindir. Senin ortağın yoktur. Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk. Lebbeyke La şerike leke Lebbeyk. İnnelhamde venni’mete leke vel mülk. La şerike Lek.

Telbiyenin yüksek sesle getirilmesi sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v.): “Cebrail bana geldi ve ashabıma tehlil ve telbiyeyi yüksek sesle söylemelerini emretmemi bildirdi.” buyurarak, “söylediğimin manasını düşünerek davete icabet edilmenin
şuuru ile geldim Allah’ım” demek istemiştir. O heyecanı bütün dünyaya ilan edercesine heyecanlı olmalıdır.

Umre Yolcusu Telbiyeden Ne Anlamalı?
“Buyur Allah’ım buyur! Buyur, senin hiç ortağın yoktur. Buyur, şüphesiz her türlü övgü, nimet, mülk, hükümranlık sana mahsustur. Senin ortağın yoktur.” İhram zırhını giyen hacı (umreci) “Buyur Allah’ım buyur! Emrindeyim buyur!” derken Kabe’sine çağıran Rabbi’nin tam önündeymiş, huzurundaymış gibi hisseder kendini. “Davetini duydum, emrine uydum, huzuruna geldim, bütün benliğimle ve içtenliğimle emrindeyim!” der ve günlerce bunu birçok davranışlarıyla ispatlamaya çalışır.

Bu sözler, dünyanın dört bir tarafından gelen, renkleri, dilleri ülkeleri ve kültürleri farklı, fakat hedef ve gayeleri aynı milyonlarca müslümanın hep birlikte seslendirdikleri ortak bir and, ortak bir parola olarak kutsal iklimde sürekli yankılanır.

Tevhid inancına bağlılığı ve Allah’tan başkasına asla kul köle olunamayacağını anlatan bu sözler, İslam dininin Mü’minlere kazandırdığı
en önemli ortak noktalardan birini dile getirir. “Lebbeyk” demekle, “Ben buradayım” demiş olacaksın. “Allah’ım, Adem ile başlayıp Hz.Muhammed ile devam eden lebbeykliler korosuna beni de kat!” demiş olacaksın. Telbiyeyi öyle heyecanla okumalısın ki, Cebrail’in (a.s.) emri üzerine, ilahi bir marş olarak yüksek bir sesle bütün dağlar taşlar duyacak şekilde tekrar terennüm etmelisin.

İhramın vacipleri:
İhramın vacipleri ikidir.

Mikat sınırlarını ihramlı olarak geçmek,
İhram yasaklarına uymak.
1. Mikat sınırlarını ihramlı olarak geçmek:
Sözlükte “bir işi görmek için verilen zaman, bir işin yeri” anlamlarındaki mikat, Harem bölgesine dışarıdan gelenlerin, ihrama girmesi gereken yerlerdir. İhramsız olarak bu sınırları geçmek caiz değildir. Ancak, Harem bölgesine giren kişiler mikat yerlerinden önce de ihrama girebilirler. Mikat yerleri (İhrama girme yerleri) ihrama girilecek yerler, kişilerin oturdukları yerlere göre 3’e ayrılır.

a. Harem Bölgesi
b. Hil Bölgesi
c. Afak Bölgesi
a. Harem Bölgesi:
Mekke-i Mükerreme’yi çevreleyen, bitkileri koparılmamak ve av hayvanlarına zarar verilmemek üzere belirli sınırlar içindeki emniyetli bölgelerdir. Harem Bölgesi’nin sınırlarını Cebrail (a.s.) aracılığı ile Hz. İbrahim belirlemiş olup, sınırlardaki işaretleri ise Peygamberimiz (s.a.v.) yerleştirmiştir. Bu sınırların en yakını Mescid-i Haram’a 8 km. olup “Ten’im”, en uzak olanı da Taif yönünde “cirane” (şi’bu Al-i Abdullah) ve Hudeybiye yakınlarındaki “Aşair”dir. Mekkeliler Umre için “Hil” bölgesine çıkarak “Ten’im” gibi harem bölgesi dışında bir yerde ihrama girerler.

b. Hil Bölgesi:
Harem Bölgesi ile Mikat yerleri arasındaki yerlerdir. Burada yaşayanlara “Mikatiler” denir. Bunlar ihrama bulundukları Hil Bölgesi’nde girerler.

c. Âfâk Bölgesi:
Harem ve Hil Bölgeleri dışında kalan yerlere Âfâk, bu bölgede yaşayanlara “Âfâki” denir. Âfâkiler, Hil Bölgesi’ni çevreleyen beş yerden birinde veya hizasında ihrama girerler. Bu yerler Hz. Muhammed (s.a.v.) tarafından belirlenmiştir. İhrama girme yeri olarak belirlenmiş Mikat yerleri şunlardır:

Zülhuleyfe (Âbâr-ı Ali)
Cuhfe:
Yalemiem
Karn-ül Menâzil
Zat-ul Irk
Zülhuleyfe (Âbâr-ı Ali)
Medine tarafından Mekke’ye gelenlerin mikatıdır.
Medine’den 11 km. güneydedir. Mekke’ye
en uzak mikat burasıdır. Peygamberimiz
Veda Haccı için burada ihrama girmiştir. Mekke’ye
450 km. uzaktadır

Cuhfe:
Medine Cidde arasında, Kızıldeniz sahilindeki
Rabığ kasabasının yanındadır. Mekke’ye
187 km. uzakta olup, Türkiye, Avrupa, Kuzey
Afrika, Suriye ve Filistinden gelenler burada
ihrama girerler.

Yalemlem
Yemen ve Hindistanlıların mikatıdır. Mekke’nin
güneydoğusundadır. Mekke’ye en yakın
mikat olup 54 km. uzaklıktadır.

Karn-ül Menâzil
Necd ve Kuveyt Bölgesi’nden gelenlerin mikatıdır.
“Seyl” olarak da isimlendirip Mekke’ye
94 km. uzaklıktadır.
Zat-ul Irk
Irak yönünden gelenlerin mikatı olup Mekke’ye
94 km uzaklıktadır.

2. İhram yasaklarına uymak:
Niyet edip telbiye getirerek ihram giydikten sonra söz, fiil, davranış ve giyim ile igili birtakım yasaklar başlamıştır. Bu yasaklara uymak vacip olup, bunlar:

 

a. Vücutla ilgili yasaklar
Saç, sakal tıraşı olmak, bıyıkları kesmek, vücuttan tüy veya kıl tıraşı yapmak veya yolmak, koparmak

Süslenme amacıyla saç, sakal, bıyık yağlamak, boyamak, jöle, oje ve ruj benzeri şeyleri kullanmak,

Vücuda veya ihrama güzel koku sürmek, kokulu sabun kullanmak.
Giyim ile ilgili yasaklarBu yasaklar erkekler içindir. Kadınlar normal elbiselerini giyer ve ihramda yüzlerini örtmezler.

Dikişli elbise veya iç çamaşırı giymek,

Başı veya yüzü örtmek, takke takmak,

Eldiven, çorap, topukları kapatan ayakkabı giymek.
c. Cinsel konularla ilgili yasaklar
Cinsel ilişki ve onu hatırlatıcı davranış veya
konuşmalar.
d. Av yasağı
Avlanmak veya avcıya yardımcı olmak.
e) Harem Bölgesi yasakları

Bitkilerin koparılması veya kesilmesi.
f) Davranış yasakları

İnsanlara sövmek, hakaret etmek, alay etmek,

Başkalarıyla tartışmak, kavga etmek.

İhramın Sünnetleri

İhram öncesinde gusul abdesti almak,

İhram öncesi vücut temizliği yapmak,

İhram örtüsünün, birinin vücudun belden aşağısını, diğerinin de baş hariç belden yukarısını örten iki parçadan oluşması,

İhramdan (niyet ve telbiyeden) önce vücuda güzel kokular sürmek, (İhramda koku sürmek ise caiz değildir.)

İhrama girmeden önce kerahet vakti değilse iki rekat namaz kılmak,

Niyeti dille sesli olarak yapmak,

Telbiyeyi namazdan sonra yapmak, (telbiye

Mikat sınırına girmeden getirilmelidir.)

İhramlıyken her fırsatta telbiye getirmek.

Umre Yolcusu Mikattan ve ihramdan Ne Anlamalı?
Muhterem kılınmış bir toprağın sınırındasın. Bu topraklara Mikat denir. Unutma ki, bu sınırlar Melek Cebrail aracılığı ile Allah tarafından belirlenmiştir. Mikatı, mahşerin sınırı da sayabilirsin. Sadece sırtındaki elbiseleri değil, içindeki
seni ayrıcalıklı kıldığına inandığın duygu ve düşünceleri de Mikat’ta bırakmalı, haram duygu ve düşüncelerle Harem’e girerek, ilahi mahremiyete manevi tecavüzde bulunmamalısın. Anadan doğduğun gibi gelmelisin huzura. Anadan doğmuş gibi saf ve tertemiz dönmek istiyorsan bunu mutlaka yapmalısın. Şunu iyi bil ki, varışın dönüşünü belirleyecektir.

Her buluşmanın belirli bir zamanı olduğu gibi bir de buluşma yeri vardır. İşte Mikat, yaratan ile buluşma yer ve zamanını ifade eder. Mikat sınırına geldiğinde artık büyük buluşma başlamıştır Dünyaya geldiğindeki sadelikle ve kabirden kalkarak mahşere yürüyen bir yolcusun ki, sırtına kefenini giymelisin. Üzerindeki kıyafet ihram ve iki parça, dünyalık bütün süsten ve görüntüden uzak. Baş açık, ayak yalın. Sonsuz güç ve kudret sahibinin karşısında, yokluk ve yoksulluk görüntüsü içinde mahcubiyetin zirvesindesin.

İhrama girdin ve dünya arkanda kaldı. Sakın kozmetik kullanma. Gün cesedi kollama günü değildir, gün maskelerin düşüp, için dışa döndüğü gündür. Tarak yok, ayna yok, parfüm yok, makas yok, yeter cesedine çok itina gösterdin şimdiye kadar, şimdi içine dön ve ruhunu süsle, onu güzelleştir… Mahşerde fiyakana bakılmaz. Orası “el ne der“ kaygısının yerini tamamıyla “Allah ne der” kaygısının aldığı makamdır.

Dünyayı hatırlatan, dünyalık statüleri gösteren, seni ayrıcakklı gibi gösteren elbiseleri arkanda bırakarak, herkesin Allah (cc) huzurunda eşit olduğunun temsili kıyafeti olan iki parçalık ihrama bürünüştür. Dünyalık elbiseler atılmış, “Takva elbisesi daha hayırlıdır.“ Beyaz ihramlara bürünmen sana, ölümü dirilişi ve mahşer anını hatırlatır. Yeniden dirilişin, yani mahşerin provasındasın.