Ara
İslam Toplumu Millî Görüş | Yarım asırdır Allah'ın misafirlerine hizmet
01 45 23 41 50 | 06 58 88 21 78

Umre, “küçük hacc”dır.

Niyet, ihram, telbiye, tavaf, sa’y ve traşla tamamlanır. Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre ömürde bir kez yapılması farz, Hanefî ve Mâlikî mez­hebine göre müekked sünnettir. Umre için belirli bir vakit yoktur. Ancak Arefe ve Bayram günleri içinde, yani bu beş gün umre yapılması Hanefî mezhebine göre tahrimen mekruhtur. Bunların dışında kalan her gün umre yapılabilir.

Umrenin iki farzı vardır. Bunlar: İhram ve tavaftır. Vacipleri ise Safâ ve Merve arasında sa’y etmek ve sa’ydan sonra traş olmak yahut saçları kısaltmaktır. Umre yapmak isteyenler, mîkât sınırlarından birinde niyet edip ihrama girerler. Bunun için: “Allah’ım! Senin rızan için umre yapmak istiyorum. Onu bana kolay kıl ve onu benden kabul buyur!” der, telbiye getirir ve çeşitli dualar ederler.

Sonra telbiye, tekbir, tehlil ve salavatlar okunarak Mekke’ye gelinir. İh­ramın bütün yasaklarına dikkat edilir. Bu sırada koku sürünmek, avlan­mak, ağaç veya otları koparmak, tırnak kesmek, dikişli elbise giymek, kavga ve münakaşalara girişmek gibi hareketler yasaktır.

Kabe’ye varılarak huşu ve edep içinde umre tavafı yapılır. Bu tavafa baş­lamadan önce Hacerülesved önünde: “Allah’ım! Senin rızan için umre tavafı yapmak istiyorum. Bunu benim için kolay kıl ve bunu benden ka­bul buyur!” diye niyet edilir. Bu tavafın ilk üç şavtında ıztıbâ’ ve remel yapılır. Iztıbâ’, sağ omuzu açık bırakmak, remel ise bu ilk üç şavtta biraz hızlıca yürümektir.

Yedi şavtlık tavaf bittikten sonra, iki rekat tavaf namazı kılınır. Dua edilir. Bolca Zemzem içilir ve hemen Safâ Tepesi’ne çıkılır. Burada: “Allah’ım! Senin rızan için Safâ ve Merve arasında sa’y yapmak istiyorum. Onu bana kolaylaştır ve onu benden kabul eyle!” diye niyet edilir. Yedi şavtlık sa’y da Merve’de tamamlandıktan sonra traş olunup ihramdan çıkılır.

Umre için, Arafat, Müzdelife, Mina bölgelerinde yapılan ibadetler yapıl­maz. Bu yerleri ziyaret etmek ise sevaptır.

Sözlüklerde “ziyaret etmek” anlamına gelen umre, dini bir kavram olarak, özel bir şekilde Kabe’nin ziyaret edilmesini ifade etmektedir. Umre, belirli bir zamana bağlı olmaksızın (Arefe günü ile Kurban Bayramı’nın ilk dört günü hariç) ihrama girip tavaf ve sa’y yaptıktan sonra, tıraş olup ihramdan çıkarak yapılan ibadettir.

Yolculuk – Sefer Duası:

Bu vasıtayı bizim emrimize veren Allah’ı tenzih ederim, yoksa bu vasıtaya yakın olmaya bizim gücümüz yetmezdi. Hiç şüphesiz, hepimiz Rabbimize dönücüleriz. Allah’ım, Senden bu yolculuğumuzda hayır ve takva, amellerden de Senin razı olacaklarını dileriz. Ya Rabbi, bu yolculuğumuzu bize kolaylaştır, uzakları Sen yakınlaştır. Bizi taatinden ayırma. Allah’ım, seferde Sahibimiz Sen, geride bıraktığımız ailemizin Vekili de Sensin. Allah’ım, yolculuğun sıkıntılarından, manzaranın kötüye değişmesinden, mal ve aile hususunda kötü dönüşten Sana sığınırım…”

Umre’nin Hacc’dan farkı, Arafat ve Müzdelife vakfesi, kurban kesme, şeytan taşlama görevlerinin Umre’de bulunmamasıdır. Bundan dolayıdır ki, Umre’ye “hacc-ı asgar”, yani küçük Hacc, Hacc ibadetine de “hacc-ı ekber”, yani büyük Hacc denmiştir. Hanefî ve Malikîlere göre bir Müslümanın ömründe bir kez umre yapması müekked sünnettir.

Şafiî ve Hanbelîlere göre ise farzdır. Bakara Suresi’nin 196. ayetinde Cenab-ı Allah umre ibadetinden bahsederek: “Hacc’ı ve Umreyi Allah için tamamlayın…” diye emretmiştir. Yani nafile bile olsa Hacc veya Umre’den birine veya ikisine başladınız mı tamamlayın, eksik bırakmayın veyahut tam olarak yerine getirin. Ne başından ne sonundan eksik yapmayın, anlamında bu ibadetin önemi üzerinde durulmuştur.

Ebu Hureyre’den (ra) bir rivayette: “Bir Umre, diğer Umre’ye arada işlenenler için keffarettir. Hacc-ı Mebrur’un karşılığı cennetten başka bir şey olamaz!” diye söyleyen Peygamberimizin “bir Umre, diğer Umre” tabiri, bir Umre diğer Umre ile birlikte şeklinde anlaşılmıştır. Yani mana, “bir Umreden sonra bir Umre daha yapılırsa, bu ikisi arasında işlenmiş olan günahlara keffaret olur,” diye anlaşılmıştır.

İbn Abbas’ dan (ra) bir rivayette: “Hacc ile Umre’nin arasını birleştirin. Zira bunlar günahı, tıpkı körüğün demirdeki pislikleri temizlemesi gibi temizler.” diye buyuran Peygamberimiz, bu sözü ile, temizliğin çok güçlü bir manevi temizlik olacağının benzetmesini yapmıştır. Yine Ebu Hureye’ den (ra) bir rivayette: “Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı Hacc ve Umre’dir.” diye buyuran Peygamberimiz çocuk, kadın ve yaşlı birinin hacc ve umreyi yaparak cihad ile aynı sevabı kazanabileceğini bildirmiştir. Ayrıca bu Hadis-i Şerif’ten, insan ruhunun bu üç ibadetle de aynı terbiye ve eğitimi alabileceği vurgulanmıştır.

Ramazan Umresi

Hayırlı ameller yerine getirildiği vakitlere göre birbirinden üstünlük arzeder. Bazı vakitlerde yapılan ibadetler, diğer vakitlerde yapılan ibadetlere nazaran daha faziletlidir. Ramazan ayı ise hayırlı amellerin değerinin katlanması açısından diğer aylardan daha üstündür. Bunun içindir ki, Peygamberimiz (s.a.v.) Ramazan ayında yapılan Umre’yi diğer zamanlarda yapılan Umre’den daha faziletli görmüşv e “Ramazan ayında yapılan Umre, Hacc’a denktir.” 7 diye buyurarak, bir önceki hadiste hacc ve umreyi cihada benzetirken, bu hadiste de Ramazan Umresini Hacc ibadetine benzeterek Umre ibadetinin değerine değer katmıştır.

Sahabeden Ebu Rezin el-Ukeyli (ra), “Ey Allahın Rasulu! Babam ihtiyar bir insandır. Ne Hacc ne de Umre’de yolculuk yapmaya gücü yeter.” diye sormuş, Peygamberimiz de (s.a.v.), “Babanın yerine sen Hacc ve Umre görevini yap.” buyurarak yolculuk yapmaya gücü yetmeyen başka birinin yerine Hacc ve Umre görevinin yapılabileceğini bildirmiştir.

Umre İlmihali

A. Umrenin sünnet, vacip veya farz olma şartları:
Bir insana Umre’nin sünnet, (yahut vacip veya farz) olabilmesi için Müslüman, akıllı, büluğa ermiş, özgür, ekonomik gücü yeterli ve sağlıklı olması, yol güvenliğinin bulunması ve kadının can, mal ve namus güvenliğinin sağlanmış olması gerekir.

B. Umre ibadetinin zamanı:
Umre için belirli bir zaman yoktur, her zaman yapılabilir. Ramazan’da yapılması mendup ve daha faziletlidir. Ancak, Hanefî Mezhebi’nde “Teşrik Günleri “ denilen, yılda beş gün, yani arefe günü sabahından bayramın 4. günü güneş batıncaya kadarki süre içinde Umre yapmak tahrimen mekruhtur. Şafiî, Malikî ve Hanbelî Mezheplerine göre Hacc için niyetli olmayanlar, teşrik günleri dahil yılın her gününde Umre yapabilirler.

C. Umrenin farzları:
Umre’nin iki farzı vardır. Bunlar; İhrama girmek ve Kabe’yi tavaf etmektir. Bunlardan ihram şart, tavaf ise rükündür. Şafiî ve Hanbelîlere göre bu dört nüsük, yani ihram, tavaf, sa’y ve tıraş birer rükündür. Malikî Mezhebi’nde ise, ilk üçü rükün, tıraş ise vaciptir. Şart: Yerine getirilmesi gerekli olan şey. Hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir. Rükün: İbadetlerin ve akidlerin asli bölümlerini ifade eder.

“Arayı arayı bulsam izini

İzinin tozuna sürsem yüzümü”

diyerek Hicaz yollarına düşmek, orada Kâbe’nin, Mescid-i Nebevî’nin gölgesine sığınmak. İşte Müslümanların hepsinin gönlünde yatan en büyük arzu budur.

Dünyanın dört bir köşesinden yola çıkan bu sevdalılar, kim bilir hangi niyazlar, hangi dualarla ihrama girip Mekke’ye varır; orada Beyt-i Şerîf’i tavafla işe başlayıp Safâ – Merve arasında sa’y yaparlar. Sonra, Mina’yı gezer, Müzdelife’de Meş’ar-i Harâm toprağına secdeye koşarlar. Ara­fat sıcağında kavrulmak pahasına Rahmet Dağı’nın eteklerine ulaşırlar. Orada insanlığın atası Hz. Âdem’in, insanlığın anası Hz. Havvâ ile nasıl buluştuğunu hayal edip Arefe’nin sırrına erişirler.

Aşıklar canhıraş niyazlarla koşup gelmişlerdir bu hazinelerin başına. Evet. “Mekke ile Medine; iki eşsiz hazine” deyip suya koşan susuzlar gibi, kimler koşup durmuştur bu diyarlarda… Bir kez gidip görenin yüre­ği kavrulur da, hasretten yerinde duramayıp, tekrar tekrar gitmek ister. Işığa vurgun pervaneler gibi, mükerrem Kâbe’nin etrafında dönüp dur­maya can mı dayanır? Bütün zerreler, seyyareler, bütün küreler döner Kâbe’nin çevresinde. Semalar döner, melekler döner. Safâ – Merve ara­sında ayakları çıplak sevdalılar koşar. Herkes İsmâil’ini arar o dağlarda, o tepeler üstünde.

Size hangi bir güzellikten bahsedebiliriz ki şimdi? Onları bir bir nasıl sayıp anlatabiliriz? En iyisi, kurumuş dudaklarınıza bir yudum Zemzem gibi sunulan bu umre seferine katılınız. Bundan sonra sizin de dilinizden koca Yunus’un mısraları düşmez olacaktır.